MARKAMI NEDEN TESCİL ETTİRMELİYİM?

Marka teşebbüsünüzün, işletmenizin yaptığınız faaliyet kapsamında ilgili tüketiciler nezdinde oluşan algısına hitap eder. Bir ürün veya hizmet satın alım sürecinde markanın birçok fonksiyonu ortaya çıkmaktadır. Örneğin garanti ve kalite fonksiyonu ile bir markaya ait belirli kalitedeki bir ürünü satın alan tüketici, daha sonra aynı ürünü satın almaya karar verirken marka sayesinde yine işletmenizin üretimi ürünlere yönelecektir. Markanın ayırt etme, iletişim, garanti – kalite, kaynak gösterme gibi birçok fonksiyonu bulunmaktadır. Bu fonksiyonları sayesinde tüketici bir ürün veya hizmet satın alımında, satın alıma karar vermeden önce ve sonrasında işletmeniz/teşebbüsünüz ile bir bağ kurar. Tüketici ile işletmeniz arasında kurulan bu bağ ekonomik bir değer arz eder, ancak tescil edilmek şartı ile.

Markalar tescilsiz olarak da hukuken koruma kapsamındadır. Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabete ilişkin hükümleri tescilsiz sınai haklar bakımından uygulama alanı bulmaktadır. Ancak bu koruma, tescil ile kazanılan münhasır hak bakımından değerlendirildiğinde zayıf bir koruma olarak kalacaktır.

Tescilsiz bir markanın ihlali durumunda haksız rekabet hükümlerine başvurulduğunda birçok ispat zorluğu ile karşılaşılacaktır. Tescilli markalarda ise marka hakkı bir belgeye bağlandığından ispat kolaylığı mevcut olacaktır. Bununla birlikte tescilsiz bir sınai hakka ilişkin açılacak dava Ticaret Mahkemelerinde görülür iken, tescillenen sınai haklara ilişkin davalar Fikri ve Sınai Haklar İhtisas Mahkemelerinde görülecektir.

Markaya iltibas, yetkisiz kullanım halleri Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında düzenlenen özel bir suç türünü oluşturmaktadır. Haksız rekabet suçuna nazaran daha ağır cezai müeyyideler öngören bu hükümden yararlanabilmek için de markanızı tescil etmeniz gereklidir. Bunun yanı sıra açılacak hukuk davalarında öne sürülebilecek talepler ve imkanlar bakımından Sınai Mülkiyet Kanunu özel bir kanundur. Tescilli bir marka sahibi, SMK kapsamında düzenlenen taleplerde bulunabilecek, toplatma ve el koyma gibi tedbirleri ivedilikle harekete geçirebilecektir.

Ekonomik bakımdan markaya yapılan reklam harcamaları, tescil belgesine bağlanan bir marka için boşa gitmeyen yatırım anlamına gelmektedir. Gerçekten tescil edilmiş bir markaya yapacağınız reklam ve tanıtım harcamaları neticesinde tüketici algısında marka bilinciniz artacak ve markanız günden güne değer kazanacaktır.

Markalar yenilenmek şartı ile sınırsız süre ile kullanılabilir. Markanın 10 yıllık koruma süreci sonunda yenilenmesi durumunda bu koruma sınırsız olarak uzatılabilir. Bu durumda da yaratılan değerli bir marka, bir malvarlığı gibi devamlılık arz edecek ve nesilden nesile aktarılabilecektir.

Bu durumda, markanız mirasen intikal edebilir, haczedilebilir, rehnedilebilir ve teminat olarak gösterilebilir. Bu durumda gayri maddi bir haktan elde edilecek gelir işletmenizi zor koşullarla karşı karşıya kalması durumunda rahatlatabilir, maddi malvarlığınıza üzerine gelebilecek örneğin bir haciz işlemini bu şekilde bertaraf edilebilir veya nakit para ihtiyacı oluşabilecek durumlarda markanızı teminat göstermek sureti ile kredilendirme imkanlarından yararlanılabilir.

Değinmiş olduğumuz hukuki işlemlerle de birçok hukuki çare üretilebilmek ile birlikte marka ilişkin hukuki işlemlerden en önemlisi, markanın lisans olarak verilebilirliğidir. Gayri maddi bir hak olması sebebi ile markaların birden fazla kişiye kiralanması (lisanslanması) mümkündür. Dolayısı ile münhasır lisans verilmesi yani markanızı tek bir kişinin kullanımına vermeniz durumunda, lisans sözleşmesindeki bedel artacaktır. Tercihe ve projeye göre markanızı tek bir kişiye lisansa verebileceğiniz gibi, birden fazla kişiye lisanslayarak gelir elde etmeniz de mümkündür.

Marka tescil edilmesi halinde, marka hakkı münhasıran marka sahibine ait olacaktır. Markanızın bir benzerinin kullanılmasının yanı sıra, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil amacı ile başvuru yapılması halinde de yayımlanan markalara itiraz süreci, tescilli bir marka sahibi açısından daha rahat geçecektir.